20 Aralık 2014 Cumartesi

Golden Rose Precision Eyeliner

Stila'nın keçe uçlu lacivert eyelinerını gördüğümden beri renkli eyelinerlar aklımdaydı. Yıllardır çoğunlukla siyah, çok nadir de olsa kahverengi kuyruklu eyeliner kullanan birisi olarak benim için güzel bir değişiklik olacağını düşündüm. Golden Rose mağazasında bu renkli eyelinerları görünce de denemek istedim.


Makyaj yapmaya yeni başladığımda rengarenk farlar, değişik renkte kalemler ve rimeller kullanırdım. Yıllar geçtikçe ben de o 'doğal makyaj'cılardan oldum. Ancak son zamanlarda göz makyajında kendi rutinimin dışında, çok belirgin olmayan farklı renkli eyeliner ve maskaraları kullanmayı çok seviyorum.


Ben genellikle jel eyeliner tercih ediyorum ama keçe uçlu olanlar da kullanım açısından oldukça pratik. İnce uçlu olmaları sebebiyle kuyruklu eyeliner çekmek çok kolay. Özellikle yeni başlayanlar için ideal olacağını düşünüyorum.


Bende iki rengi mevcut. Brown ve Dark Blue. İsimlerinden de anlaşılabileceği gibi koyu bir kahverengi ve koyu mavi/lacivert. Renklerini çok net veriyorlar ve kuruduktan sonra hiç bir şekilde dağılmıyorlar. Suya kesinlikle dayanıklı değil, elimi yıkadığımda çok rahat bir şekilde çıktı ancak buna rağmen gözümde akma veya dağılma yapmadı.

Benim oldukça beğendiğim bir ürün oldu. Bir aydır sıklıkla kullanıyorum ve şimdiye kadar ucunda bozulma veya kuruma gibi bir problemle karşılaşmadım.

Bu ürünü Golden Rose mağazalarından bulabilirsiniz. Fiyatı 9 tl civarıydı diye hatırlıyorum.

14 Aralık 2014 Pazar

Kozmetik Bağımlılığı


Evet, uzun zamandır yazmak istediğim konuyu nihayet bugün yazıyorum. Bloga çok hevesli başlayıp bir süre ara vermemin sebebinden daha önceki yazılarımda biraz bahsetmiştim. Bugün de benim için en ağır basan kısmından bahsetmek istiyorum.

Benim kozmetikle tanışmam bundan 6-7 yıl öncesine dayanıyor. Kozmetik bloglarının yeni yeni popüler olduğu ve forumların revaçta olduğu dönemlerde bir güzellik forumunda buldum kendimi. Kozmetiğe dair hiçbir şey bilmeyen benim için yeni bir deryaydı adeta. Şunu söyleyebilirim ki bu işe araştırarak girdiğim için pek de fazla kaybolmadım. Ne istediğimi bilerek yavaş yavaş makyaj dünyasına adım attım.

Bugüne geldiğimizde elimde birkaç çekmece dolusu makyaj malzemem var. Zevklerim değişti, ürünler geldi ve gitti. Eskiye oranla daha az ve daha sıklıkla kullandığım ürünler kaldı. Şunu fark ettim ki ben artık doymuşum. Başlardaki 'her şeyi deneyeyim' hevesim bitti çünkü sevdiğim şeyleri buldum. Elbette ki daha iyisini bulma hevesi, merakı bitmiyor ancak bir insanın ne kadar fondötene, ne kadar maskaraya ihtiyacı olabilir ki?

Şu dönem hayatımın her alanında sadeleşmeye çalıştığım bir dönem. Yaşam tarzım, kıyafetlerim ve tabii ki kozmetik ürünler. Çünkü biliyorum ki almanın sonu yok. Tüketim çılgınlığı insanı ele geçiriyor.

Bu işten keyif almak bir yana çok gereksiz tüketiyoruz. Kendimi de dahil ederek söylüyorum; makyaj blogları ve Youtube kanalları da bu tüketimi körüklüyor. Benim bu blogu açmaktaki amacım makyaja yeni başlayanlar veya zaten bu konuyla ilgilenenlere birazcık olsun yardımcı olabilmek ve benim almaya değer bulduğum/bulmadığım şeyleri paylaşmak. Yeni çıkan her şeyi deneyeyim hevesim yok. O yüzden burada da öylesine değil, gerçekten sevdiğim ve kullandığım ürünleri paylaşıyorum.

Kozmetik seven bir insan olarak bunun kolay bir iş olmadığının farkındayım. Birden bire bir makyaj çantası kadar ürünle yapamayacağımı da biliyorum. Ancak eskisi kadar bilinçsizce, sadece almış olmak için ürün almamaya özen gösteriyorum. Elimdeki ürünleri kullanmaya çalışıyorum. Yenileri almak beni mutlu değil huzursuz ediyor çünkü alıp da kullanmadığım ürünleri gördükçe içim sıkılıyor.

Sadeleşmeye gittiğim bu dönemde uyguladığım/uygulamaya çalıştığım birkaç şeyi de faydalı olabileceğini düşünerek paylaşıyorum:

1- Ürünleri gözden geçirin: Yeni ürün aldıkça eskiler arkaya atılır, çekmece diplerinde kaybolur. Periyodik olarak ürünleri gözden geçirip kullanılmayacak durumdakileri atmak en önemlisi. Sonuçta kozmetik ürünlerin belli bir kullanım ömrü var. Yapısı, kokusu değişen her şey çöpe gitmeli.

2- Bir al-bir ver: Aslında kural çok basit. Gerçekten istediğiniz bir ürün aldığınızda bir diğerini vermek. Ailenizde veya çevrenizde kullanabilecek birileri vardır mutlaka. Yoksa da süslü sözlük gibi platformlarda  hem takas hem de hibe gibi seçenekler mevcut. O ürünü sizden daha çok sevip kullanabilecek birilerine hediye edebilirsiniz. Hediye etmeden önce ürünleri temizleyip alkolle dezenfekte ettiğinize emin olun.

3- Ürünlerle duygusal bağ kurmaktan vazgeçin: Evet, o far koleksiyon ürünü olabilir, o ruj size hediye gelmiş olabilir. Kullanmadıktan sonra ne anlamı var? Gerçekçi olun ve kullanmadığınız ürünleri elinizde tutmayın.

4- Gözden ırak, gönülden ırak: Benim kullanıp faydalı bulduğum bir yöntem bu. Evet, çekmecemde duruyor olması çok hoşuma gitse de belli ürünler var ki hiç kullanmıyorum. Böyle ürünleri ayırıp bir kutuya kaldırıyorum. Bir süre sonra o kutuya bakıyorum ve o zamana kadar o ürünlerin eksikliğini hissetmemişsem direkt eşe dosta gidiyor.

5- Stoklamayın: İndirimlerin cezbettiğinin farkındayım. Ancak özellikle kozmetik mağazaları sık sık indirime giriyor. Benim indirimdeyken alıp da hala kullanmaya fırsat bulamadığım ürünlerin üzerinden yüzlerce indirim daha gelip geçti. Gerçekten gerek yok.

6- İhtiyacınızın farkında olun: Kendinize bir liste oluşturun. Kozmetik çoğunlukla ihtiyaç değil keyif meselesi ama kırk tane birbirinin aynı kahverengi fara ihtiyacınız yok. Alışverişinizi bilinçli yapmaya özen gösterin. Benzer ürünlerden on tane alacağınıza gerçekten istediğiniz bir ürünü almaya çalışın. Özellikle de indirimlerde aklınızda hiç olmayan şeyleri uygun fiyatlı diye almayın.

7- Elinizdeki ürünlerin farkında olun: Hep aynı ürünlere yönelmekten vazgeçin. Ürünlerinizi dönüşümlü olarak kullanın. Mümkünse kendinize haftalık bir makyaj çantası hazırlayın ve o hafta boyunca sadece onları kullanmaya özen gösterin. Bir sonraki hafta da yine ihmal ettiğiniz başka ürünlerle devam edin.

Dediğim gibi bir kozmetiksever için kolay bir iş değil ancak bu tüketim çılgınlığı insanı psikolojik olarak da yoruyor. Bir şeylere bağımlı olduğumuzu hissediyoruz, makyajsız kendimizi çirkin buluyoruz vs... Yapılan bir araştırmaya göre parayla satın aldığımız şeylerdense yaptıklarımızın mutluluğu daha uzun sürüyormuş. Yeni bir yıl yeni kararlar demek. Bu yeni yıla girerken siz de tüketim çılgınlığınızı durduramazsanız bile yavaşlatın. Paranızı altmış beşinci kırmızı rujunuz yerine arkadaşınızla kahve içmeye ayırın, seyahate çıkın. Allıklar, kapatıcılar yerine güzel anılar biriktirin.

Sevgiler.


6 Aralık 2014 Cumartesi

Nars Digital World Lip Pencil Set


Yılbaşı koleksiyonlarına bayılmayan var mı? Paletler, setler... Aralarından seçmek çok zor. Benim için son yıllarda MAC'in çıkardığı yılbaşı koleksiyonları ne kadar hayal kırıklığıysa Nars da o kadar ileriye götürüyor bu işi. Koleksiyondaki her ürün gerçekten Nars kalitesinde oluyor.


Geçen seneki Guy Bourdin One Night Stand paletini göz göre göre kaçırdığımda çok pişman olmuştum. O yüzden bu sene çıkacak paleti dört gözle bekledim. Çıktığını öğrendiğim an aklımda Virtual Domination palet ile Sephora'ya gittim ancak palet pek de hayal ettiğim gibi değildi. Aydınlatıcısı çok simli ve diğer renkler de elimdekilerle çok benzer olunca almaktan vazgeçtim. O sırada bir ruj bağımlısı olarak Digital World setinden de gözlerimi alamadım.


Benim için ambalajdan önce ürünün kalitesi gelir ancak şu kutunun güzelliğine bakar mısınız? Digital World seti çok şık beyaz desenli akrilik bir kutuda geliyor. Akrilik kutuların çok büyük bir hayranı olmasam da bunun kesinlikle kullanmaya değer olduğunu düşünüyorum.


Sette üç tanesi satin iki tanesi mat olmak üzere beş kalem ruj bulunuyor. Mat olanlar 1.8 gr. satin olanlar ise 1.7 gr. Hem doğal renkler hem de vurucu renkler mecut. Sürümleri pratik, yapıları yumuşak ve kalıcı. İçindeki tüm renkler tek başına da alıp kullanmak isteyeceğim renkler olduğundan benim için oldukça avantajlı oldu.

Cruella, Iberico, Yu, Descanso, Torres del Paine

Cruella


Mavi alt tonlu koyu bir kırmızı. Mat bitişli ve çok kalıcı. Hatta sildikten sonra bile dudakta hafif bir renk bırakıyor.


Iberico


Canlı, kırmızıya çalan bir turuncu. Bu da mat bitişli ve oldukça kalıcı. Aynı şekilde silindikten sonra hafif bir renk bırakıyor.


Yu

Capcanlı bir fuşya. Satin yapıda ve orta kalıcılıkta. Silindikten sonra renk bırakıyor. Pembe sevmeyen biriyseniz bile bir şans vermelisiniz.

Descanso


Soluk pembe/şeftali tonlu bir nude. Satin yapıda ve orta kalıcılıkta. Günlük kullanım için çok uygun.


Torres del Paine


Çok açık bir şeftali. Satin yapıda ve orta kalıcılıkta. Bunun da günlük kullanım için çok hoş bir renk olduğunu düşünüyorum.



Digital World setini 150 tl'ye Sephora'larda bulabilirsiniz. Nars'ın kalem rujlarının 2.4 gr. ve 70 tl civarı olduğu düşünülürse fiyatına göre oldukça uygun bir set. Koleksiyon ürünü olduğunu ve çabuk tükendiğini hatırlatmakta da fayda var.

Sevgiler.

15 Kasım 2014 Cumartesi

Seni Özleyeceğim Nars Doucer...

Geçtiğimiz günlerde severek izlediğim Youtuber Alix'in (icovetthee) söylemesiyle çok üzüldüm, en sevdiğim allığım Nars Doucer üretimden kaldırılmış. Bu durum başıma ilk defa gelmediği için şaşırmadım açıkçası. Önceki yazımda bahsettiğim blog dünyasına hızlı girip çabuk sönme olayım da biraz bununla ilgili aslında. Blog yazmaya heveslendim ancak kozmetiğe de oldukça doymuş durumdayım. Elimdeki ürünleri yazarım diye düşünüyordum ancak elimdeki markalar Türkiye pazarından çekilmiş, sınırlı üretim veya yurt dışından alınmış dolayısıyla kolay bulunmayan hatta bulunması imkansız olan ürünler. Bulunamayacak ürünleri yazmanın da pek bir anlamı olmadığı kanaatindeyim. Ancak severek kullandığım Doucer için Sephora çekmecelerinde tek tük bulunduğu son günlerinde belki onu sevecek yeni sahiplerine kavuşur umuduyla da bu yazıyı yazmaya karar verdim.


Nars'tan alacağım ilk allığın hep meşhur Orgasm olacağını düşünmüştüm. Ama ilk olmadı. Hatta ikinci de olmadı. Hatta Orgasm'ı almadım ve sanırım hiç almayacağım da.


Doucer ışıltısız, mat soluk pembe-kahve bir renge sahip. Diğer Nars allıklara kıyasla daha az pigmentli ancak benim için bu olumsuzdan çok olumlu bir özellik. Kontrolü daha kolay oluyor dolayısıyla palyaçoya dönmeniz veya suratınıza çamur sürmüş gibi bir görüntü elde etmeniz zor. 


Doucer için bu zamana kadar yapılmış en güzel tanım "instant model cheekbones" olsa gerek. Çünkü rengi sayesinde allıktan ziyade hafif bir kontür etkisi yaratıyor. Özellikle de sonbahar ve kış için hafif pembelik içeren soluk ten makyajının vazgeçilmezi benim için. 

Bu zamana kadar hiç allık bitirmediğim için yedeklemeyi düşünmedim. Sanırım biterse bu renge çok yakın olan Mac Blushbaby veya alma fırsatım olursa Tarte Exposed'a şans verebilirim. 

Piyasalardaki son günlerini yaşayan Doucer'i Sephora'ların çekmecelerinden (çünkü standlardan kaldırılmış) veya Nars'ın kendi mağazalarından bulabilirsiniz. Fiyatını çok net hatırlamasam da 80-90 arası bir şeydi.

Sevgiler.



11 Kasım 2014 Salı

2014 Sonbahar-Kış Rujları

Bloga hızlı başladım, çabuk söndüm. Bunun sebebiyle ilgili ayrı bir yazı yazmayı düşünüyordum (hala da düşünüyorum) ama bugün hazır geri dönmüşken daha neşeli şeylerden bahsetmek istedim.


Ruj da benim için oje gibi kolay alınan, sürekli kullanılan bir ürün. Sanırım elimdeki makyaj malzemeleri arasında en çok sahip olduğum ürün grubu da rujlarım. Bugün de ağırlıklı olarak sonbahar ve kışta kullandığım rujlarımdan bahsetmek istedim.

Nars-Mascate, Wet n Wild-Cherry Bomb, Rimmel-31, Rimmel-07, Rimmel-107, Mac-Spice, Mac-Plumful

Nars Pure Matte Lipstick - Mascate

Makyaj malzemelerimin çoğunu rujların oluşturduğu gibi rujlarımın da çoğunu kırmızı rujlar oluşturuyor. Her ne kadar son yazımda mükemmel kırmızı ruju bulduğumu söylesem de yıllardır "mükemmel koyu kırmızı ruj" arayışım bitmedi. Benim bir kırmızı rujda aradığım en büyük özellik mat olması. Piyasada çok fazla mat kırmızı ruj olsa da mat koyu kırmızı rujlar hep bordoya, vişne çürüğüne veya kahverengiye kaçıyor. Mascate bence gerçek bir koyu kırmızı. İçinde bordoluk veya kahverengilik yok. Tek kötü özelliği birçok mat rujda olduğu gibi dudağı kurutması ancak yine mat olması sebebiyle oldukça kalıcı.

Wet n Wild Mega Last Lip Color - Cherry Bomb

Kendisi benim elimdeki en koyu ruj. Rengi oldukça koyu bir bordo. Wet n Wild'ın bu serisindeki rujları fiyat/performans açısından oldukça seviliyor. Mat yapıda, dudağı kurutmuyor ve kalıcılar. En kötü yanı maalesef ambalajları. Rujun tamamı içeri girmediğinden kapağını kapatırken ruja değmemesi için ekstra çaba sarf etmek gerek. Ayrıca kapakları iyi kapanmıyor ve bu sebeple çantaya at-çık rujlar değiller. (bu konuda kötü bir tecrübem var) Renklerini ve yapılarını çok sevmeme rağmen ambalajları sebebiyle başka renklerini alacağımı sanmıyorum.

Rimmel London Kate - 31

Uygun fiyatlı markalar arasında rujlarını en çok sevdiğim marka Rimmel. Kate serisiyle birlikte gelen bu rujları ise bir harika. 31 numara seriye en son eklenen üç renkten birisi. 30 numarası oldukça popüler olduğundan 31 numara biraz gölgede kaldı o yüzden ben de 30 numarası yerine bunu eklemeye karar verdim. Serideki 29 numara benim için fazla soğuk tonlu bir pembe olduğundan onu almadım ancak 30 ve 31 numaralarını çok severek kullanıyorum. Bu rujun rengini tarif etmek biraz zor ama bence tam bir geçiş rengi. Yani yazdan sonbahara, kıştan ilkbahara geçerken sürülebilecek biraz soluk ve gül kurusuna yakın bir pembe. Yapısı kremsi dolayısıyla mat rujlar gibi dudağı kurutmuyor ancak onlar kadar kalıcı da değil.

Rimmel London Kate - 07

Bu Rimmel London'ın Kate serisinde çıkan ilk rujlarından biri. Hafif şeftaliye dönük koyu bir ten rengi. Tam yabancıların "my lips but better" dediği cinsten bir renk benim için. Çok joker bir renk olduğundan her ten rengine de gideceğini düşünüyorum. Bu da kremsi yapıda ve orta kalıcılıkta. 

Rimmel London Kate - 107

Bu ruj da Kate serisinde çıkan kırmızı ambalajlı mat rujlarından. Bu renk sanırım hem yurt içinde hem de yurt dışında serinin en popüler rengi oldu. Çok klasik bir bordo. Özellikle beyaz tenlilere çok yakışacağını düşünüyorum. Kokusu diğer Kate rujlardan farklı ve beni en çok rahatsız eden özelliği bu. Eğer koku konusunda hassassanız ve meyveli kokulardan hoşlanmıyorsanız rahatsız edebilir. Onun dışında dudağı çok hafif kurutuyor ancak kalıcılığı iyi.

Mac - Spice

Bu sene rujlarda 90'lı yıllara bir geri dönüş yaşandı ve birden bire kahverengi rujların popülaritesi arttı. Mac Spice da satin yapıda şeftali-kahverengi bir ruj. Açıkçası ben bunu tamamen opak olarak hiç kullanmadım ama hafifçe sürüp dağıtınca inanılmaz doğal ve güzel duruyor. Böyle renkler biraz sıkıcı görünse de ölü göstermeden doğal bir şekilde dudağınıza canlılık veren renkler. Yapısı kremsi ve orta kalıcılıkta.

Mac - Plumful

Plumful benim en son aldığım ruj. Lustre yapıda, morumsu soğuk bir pembe ve benim rujlarım arasında bu tondaki tek renk. Oldukça popüler olması sebebiyle yıllardır gidip gelip denediğim ancak kendime bir türlü yakıştırmadığımdan bu zamana kadar hiç almadığım bir renkti. Son zamanlarda soğuk pembelere de ilgimin artması ve rujlarımın arasında bu tarz bir rengin eksikliğini hissetmem sebebiyle ani bir kararla kendisini aldım. Rujlarımın çoğu opak ve mat yapıda ancak son bir yılda kolayca sürüp çıkılabilecek ve doğal duracak rujlara kafayı takmış durumdayım. Bu açıdan Mac'in lustre yapıdaki rujları oldukça iyi. Biraz şeffaf yapıdalar bu yüzden kalıcılıkları mükemmel değil. Bundan sonraki hedefim de Plumful'a benzeyen lustre yapıdaki Capricious.

Nars-Mascate, Wet n Wild-Cherry Bomb, Rimmel-31, Rimmel-07, Rimmel-107, Mac-Spice, Mac-Plumful

Ruj konusunda gözüm doymuyor, doymuyor, doymuyor. Ama bence bir insanın ifadesini anında değiştirebilen en güzel makyaj ürünü de ruj diye düşünüyorum. Hazır havalar da soğumuşken yaşasın bordolar, kırmızılar!