5 Mayıs 2015 Salı

Urban Decay Naked2 Basics



Urban Decay'in Sephora'larda satılmaya başladığını duymayan kalmamıştır diye tahmin ediyorum. Darısı diğer beklediğimiz markaların başına.


Naked2 Basics tam da adına yakışır şekilde az ancak öz renkler barındıran küçük bir far paleti. Orjinal Basics palete göre daha soğuk tonlar içerdiği söyleniyor ancak bana kalırsa renkler o kadar da 'soğuk' tonlu değil. Hatta renk çeşitliliğinden dolayı orjinal Basics'ten daha çok kişiye yakışacağını düşünüyorum.


Orjinal Basics paletteki gibi içerisinde 5 mat bir de yarı mat/satin far bulunuyor. Skimp paletteki tek satin yapıdaki far. Açık bir bej rengi ve çoğu yorumun aksine benim açık tenimde bile güzel bir aydınlatma sağladı. Stark palette daha bej-ten rengi gibi dursa da benim tenimde açık şeftali tonlu bir bej gibi durdu.  Şu sıralar böyle renkleri sevdiğimi söylemiştim dolayısıyla bu yaz en sık kullanacağım renklerden biri olacağını tahmin ediyorum. Frisk tam bir açık 'taupe'. Benim makyajda en sevdiğim tonlar böyle soğuk kahveler. Tüm göz kapağına uygulamak için çok hoş bir renk. Cover alırken çok ilgimi çekmemesine rağmen favorilerimden biri oldu bile. Soluk sıcak orta tonlu bir kahverengi. Primal da Cover gibi ilgimi çok çekmeyen bir fardı ancak gözün katlanma bölgesine gölge yapmak için oldukça ideal bir soluk koyu kahverengi. Undone paletin en koyu rengi. Soğuk tonlu, siyaha çalan çok koyu bir kahverengi.


Yapıları ve renk vermelerini oldukça başarılı buldum. Yine de bir kıyaslama yapmak gerekirse renk olarak favorim Frisk, yapı olarak ise Cover. Bazsız olarak da kalıcı olmalarına rağmen uzun saatler sonunda çizgilerde birikme yapabiliyor. Baz kullandığımda maksimum 13 saat gözümde kaldı ve ne renklerde solma ne de çizgilenme yaşadım.

Boyut olarak küçük olması ve renk kombinasyonunun çeşitliliği sebebiyle joker bir palet olacağını düşünüyorum. Hem gölgeli hafif makyajlara hem de dumanlı koyu makyajlara uygun renkler. Mat far sevenlerin beğeneceğinden eminim.

Urban Decay Naked2 Basics paleti -ne mutlu ki artık- Sephora'larda bulabilirsiniz. Fiyatı 95 tl ancak ben Black Card inidirimiyle 85 tl'ye aldım.

Sevgiler.



21 Nisan 2015 Salı

Sephora Colorful Shadow&Liner - Pretty Little Thing

Baharın gelişinden midir bilmem şu sıralar renkli makyaj ürünleri almaya çok meyilliyim. Hatta şaşırtıcı bir biçimde elim sürekli kahve tonları dışındaki ürünlere gidiyor.

Geçtiğimiz hafta da Sephora'da gezerken yeni geldiğini tahmin ettiğim -ya da yeni gördüğüm- kalem formundaki farlara gözüm takıldı. Özellikle mat olanlardan birkaçının rengini çok beğendim ve denemek için Pretty Little Thing'i almaya karar verdim. Belki baharlık canlı bir renk değil ancak benim için kahve olmaması bile iyi bir başlangıç.


Sephora Colorful Shadow&Liner suya dayanıklı tombul bir göz kalemi. Sürerken oldukça kremsi, dağıtması çok kolay ancak sabitlendikten sonra kesinlikle dağılmıyor. Yapısı bu açıdan çok hoşuma gitti.


 Benim aldığım renk Pretty Little Thing, mat, pembe alt tonlu bir ten rengi olarak geçiyor. Sıcak bir pembe olması sebebiyle bir süredir aklımda olan şeftali far isteğimi karşılar mı diye düşündüm ancak istediğimden biraz daha açık bir renk. Yine de dediğim gibi bahar için kahverengilere güzel bir alternatif olacağını düşünüyorum.


Soğuktan kızarmış ten rengimi göz ardı edersek -Nisan ayının ortasında!- renk görüldüğü üzere oldukça güzel bir şeftali/pembe. Benim için nötr sayılabilecek bir renk olduğundan toz farların altına iyi bir baz görevi görebileceğini de tahmin ediyorum. Henüz denemedim ancak Mac'in Quarry farıyla uyumlu olabileceğini düşünüyorum.

Her ne kadar far olarak kullanmak için aldıysam da ten rengine yakın bir renk olduğu için göz içinde de denedim ancak kalıcılığı konusunda çok emin değilim. Yine de biraz daha denedikten sonra karar vereceğim. Göz üstündeki performansının başarılı olduğunu söyleyebilirim ama.

Son zamanlarda Sephora'nın hem fırçalarına hem de makyaj ürünlerine takmış durumdayım. Bence fiyatlarına göre çok başarılı ürünler çıkarıyorlar. Yakın zamanda meşhur Lip Cream'lerinin yeni renklerinden birinin de yazısını yazacağım. Elimden düşüremiyorum çünkü.

Bu ürünü Sephora'larda bulabilirsiniz. Fiyatı 30 tl.

6 Mart 2015 Cuma

Başucumdakiler

Uzun bir zamandır paylaşım yapamıyordum. Bunun sebebi çok yoğun bir dönem geçirmem. Hem geçici bir taşınma dönemindeyim hem de iş ve okul ile ilgili şeyler yüzünden bölünmüş durumdayım ve bu süreçte maalesef ki kendime ve bloga çok fazla vakit ayıramıyorum. En kısa zamanda tekrar yazmaya başlamayı düşünüyorum.


Yeni yıl kararlarımda uyku düzenimin bozuk olduğundan bahsetmiştim. Özellikle yoğun ve stresli dönemlerde bazen mecburen bazen de istemsiz olarak uykusuz kalabiliyorum. Bunun önüne geçmek için uyku öncesi rahatlatıcı yöntemlere başvuruyorum. Bunlardan biri Bath&Body Works Aromatherapy Lavander Vanilla Pillow Mist. Bu lavanta ve vanilya kokulu rahatlatıcı bir yastık spreyi. Yüzüme değdirmemek amacıyla yastığıma sıkmasam da yatmadan önce yorganıma biraz sıkıyorum. Kokusu dolayısıyla gerçekten rahatlatıcı bir etkisi var. Onun dışında bitki çayları da bu konuda oldukça yardımcı oluyor. 

Gün içinde el kremi kullanmayı unutabilen bir insanım ancak gece yatarken iki adımlık temel rutinimin vazgeçilmezi el kremi. Favorim, kokusuna hayran kaldığım ve çanta boyunu da almyı düşündüğüm &Other Stories Arabesque Wood Hand Lotion. Yapısı harika ve kokusu inanılmaz kalıcı. Bunu gün içinde kullandığımda parfüm zannedenler bile oldu.

Parmakla sürülen dudak nemlendiricilerini dışarıda kullanmak için çok da hijyenik bulmuyorum. Genelde satın almıyorum hatta. Övgülere dayanamayıp aldığım Blistex Medplus dudak kremini de bu sebeple yatmadan önce kullanıyorum. Ağır mentollü bir kokusu var ve bana kalırsa nemlendirme veya iyileştirme özelliği çok iyi değil. Yoğun nemlendirici dudak kremi önerileri varsa değerlendirmek isterim.

Uykumu bir düzene sokabildiğim dönemlerde en sevdiğim şeylerden biri de yatmadan önce kitap okumak. İnternette farkında olmaksızın saatler geçirebiliyorum, bu sebeple mümkün olduğunca yatarken teknolojiden uzak kalmaya çalışıyorum. Büyük bir hevesle aldığım Not That Kind of Girl ve Girlboss'u henüz okuma fırsatım olmadı çünkü geçici olarak taşınmam sebebiyle kendilerini yanıma almadım. Bir süredir işten geldikten sonra da vaktim ve enerjim yettiğince çalışmak durumundayım ancak bu dönemi geçirdiğimde keyifle okuyacağımı düşünüyorum.

Sevgiler.

15 Ocak 2015 Perşembe

Rimmel London Salon Pro-Saturn

Şu sıralar yine ojelere merak sarmış durumdayım. Hangi mağazaya girsem ojelere bakmadan ve birkaçını almadan çıkamıyorum. Bugün de bayılarak aldığım bir ojeyi paylaşacağım.


Geçtiğimiz günlerde Instagram hesabımdan paylaştğım bu ojeyi bir Watsons ziyaretim sırasında keşfettim. Rimmel ojeleri ne kadar sevdiğimden daha önce bahsetmiştim. Sürekli aynı renkleri görmekten sıkılsam da arada bakıyorum standına. Bu oje de Kate Moss'un sonbahar için hazırladığı koleksiyona aitmiş. Gezegen temalı beş ojenin bulunduğu koleksiyondan sadece Mercury ve Saturn renklerini bulabildim. Saturn'e görür görmez bayıldığım için de hemen alıp denemek istedim.


Saturn her ne kadar kahverengi gibi dursa da saydam siyah baz içerisinde muhteşem bronz-altın ışıltılara sahip bir oje. Bana biraz Flormar Havana'yı anımsattı. Fırçası Salon Pro'ların klasik geniş oval uçlu fırçalarından. Sürümü oldukça rahat, iki katta tamamen opak oluyor ve fırça izi bırakmıyor. Sonbahara da çok yakışacağını düşündüğüm bu ojeyi bu kış severek kullanacağımı düşünüyorum.

Rimmel London ojeleri Watsons mağazalarında bulabilirsiniz.

9 Ocak 2015 Cuma

Hassas, Kuru/Nemsiz Cilt Bakımı

Cilt bakımına makyajdan daha meraklıyım sanırım. Çünkü cildim iyi görünmeden makyajımın da iyi görünmeyeceğini biliyorum. Yıllar içinde cildimi mahvettiğim başarısız denemelerim olsa da şimdilik fena olmayan bir rutin buldum diye düşünüyorum.


Öncelikle şunu söylemeliyim ki bir cilt bakım uzmanı değilim. Burada edindiğim bilgiler de tamamen kendi araştırmalarım sonucu elde edilmiş şeyler. Şu an kullandığım her ürün de yüzde yüz çok faydalı veya rutinim eksiksiz diyemem. Hala deneme-yanılma ve araştırma safhasındayım. Şimdilik kullandığım ürünler hakkında olumlu ve olumsuz fikirlerimi paylaşmak istiyorum.

Öncelikle biraz cildimden bahsetmem gerekirse kuru, karmaya dönük hassas bir cilde sahibim. Ancak en önemli nokta cildimin nemsiz olması. Cilt bakımının Türkçenin azizliğine uğradığını düşünüyorum. Dry ve dehydrated kelimelerinin dilimizdeki ortak karşılığı maalesef ki kuru. Kuru bir cilt tipiyken, nemsizlik bir cilt durumu. Yani cilt tipiniz yağlı olsa bile cilt dokunuz pütür pütür olabilir ve hatta iyi nemlendirmediğiniz için cildiniz daha da fazla yağ bile salgılayabilir. Cildinizi iyi gözlemlerseniz neye ihtiyacı olduğunu anlayabilirsiniz. Eğer cildinizin kuru mu yoksa nemsiz mi olduğunu kestiremiyorsanız Caroline Hirons'un bu konudaki yazısını okuyabilirsiniz.


Temizleme: Şu an kullandığım günlük bir temizleyicim yok maalesef. Şimdilik ara sıra Mario Badescu Glycolic Foaming Cleanser kullanıyorum. Cildim hassas olduğundan fiziksel peelingleri pek kullanamıyorum. Daha önce yaptırdığım bir cilt analizinde cilt bakım uzmanı kılcal damarlarımın yüzeye çok yakın olduğundan ve fiziksel peeling kullandığımda bunları çatlatıp kırmızı lekelere sebep olabileceğimden bahsetmişti. Kimyasal peeling olayını da ilk kez o zaman duydum. Cildinizdeki ölü deriyi içeriğindeki asit sayesinde soyuyor. Glikolik asit sanırım en çok bilinen versiyonu. Ben de glikolik asitle Mario Badescu ürünleri sayesinde tanıştım. Bu ürün her ne kadar temizleyici olarak geçse de internette sık kullanımının zararlı olduğunu okuduğum için ben de haftada birkaç kez kullanmayı tercih ediyorum. Günlük kullanmama sebeplerimden biri de köpürüyor olması. Yani içerisinde SLS var. Bu da kurumaya meyilli cildimi iyice kurutuyor. O yüzden şu sıralar köpürmeyen günlük bir temizleyici arayışındayım.


Tonik: Bunlar sanırım benim cilt bakımımın demirbaşları oldular bile. Glikolik asitli ürünler cildimi tahriş etmeden o pul pul görüntüyü alıyor. Bu iki ürünü de günlük olarak akşamları kullanıyorum. Mario Badescu Glycolic Acid Toner'ı temizleyiciyle beraber almıştım. İçeriği oldukça sade. Bu ürünü kullandıktan sonra gerçekten de cildimdeki farkı gözlemleyebildim. Ben bunu internetten oldukça uygun bir fiyata satın almıştım ve maalesef artık bulamıyorum. Tam da bu arayışlarım sırasında Nip+Fab markasıyla tanıştım. Türkiye'ye yeni gelen bir marka ve Watsons'larda satılıyor. Biraz araştırma yaptıktan sonra da Nip+Fab Glycolic Fix Exfoliating Facial Pads ürününü denemeye karar verdim. Bu ürün de yine glikolik asitli bir tonik emdirilmiş ince disk pedlerden oluşuyor. Şu ana kadar bu ürünle de bir sıkıntı yaşamadım. İkisinden de oldukça memnunum. Toniğin amacını eskiden hiç anlamasam da şimdi cilt bakımımın kesinlikle en vazgeçilmez adımlarından biri.

Benim kullandığım glikolik asitli ürünler bunlar. Dediğim gibi ben bunları akşamları kullanıyorum. Eğer siz de glikolik asitli veya kimyasal olarak soyucu bir ürün kullanacaksanız cilt yüzeyini hassaslaştırdığını unutmayın. Ve illa ki gündüz kullanacaksanız bu ürünlerden sonra güneş koruyucu sürmeyi ihmal etmeyin lütfen.


Peeling: Gelelim küçük kaçamaklara. Pek peling yapmadığımı söylemiştim. Yine de bazı zamanlar cildim o kadar pul pul oluyor ki anlık bir şeyler kullanarak o durumdan kurtulmak istiyorum. İşte böyle bir gazla aldığım bir ürün de bu Yves Rocher Apricot Fruity Scrub (Affet Caroline). Ürün hakkında söyleyebileceğim en olumlu şey kokusu çok güzel. Onun dışında kremsi bir yapısı var içerisinde irili ufaklı tanecikler barındırıyor. Bildiğiniz peeling yani. Bitirirsem de bir daha alacağımı sanmıyorum (ki zaten satıştan kalkmış sanırım). Diğer bir kaçamağımsa yüzümü bir fırça ile yıkamak. Bu da her gün yaptığım bir şey değil. Muji'den aldığım bu yüz fırçası oldukça yumuşak görünüyordu ama anladım ki böyle şeyler alırken ele çok da güvenmemek gerekiyormuş. Yüzümde o kadar sert ki. Her gün kullanabileceğim bir şey kesinlikle değil. Sırf bu yüzden çok merak ettiğim halde Clarisonic almaya da cesaret edemiyorum. Son kullandığım ürün aslında o kadar da peeling görevi görmüyor. Sephora'nın silikon pedi. Bu aralarında en nazik olanı. Bunu da en başta bahsettiğim Mario Badescu temizleyicimle beraber kullanıyorum. 


Nem maskesi: Benim için glikolik asitten sonraki dönüm noktası da kesinlikle nem maskesi. Glikolik asitle tanışmadan önce cildimin kuruluğuyla başa çıkamadığım bir zamanda Bioderma Moisturising Mask ile tanıştım. Kullanımı başta oldukça değişik geldi. Krem formundaki ürünü yüzüme sürüyorum ve 10 dakika sonra bir disk pamuk yardımıyla siliyorum. Sonuç mükemmel. Cildim hiç olmadığı kadar yumuşak. Bitince kesinlikle alacağım ürünlerden. Kullandığım diğer bir ürün de Miranda Kerr'in cilt bakım markasından Kora Organics Hydrating Mask. Bu markayı daha önce hiç duymamıştım. Bunu da bir arkadaşımın aldığı ürünlerin yanında hediye olarak yollamışlar ancak kendisi kullanmadığı için bana hediye etti. Denediğim tek nem maskesi Bioderma olduğundan bu ürün bana biraz farklı geldi. Yapısı kil maskesi gibi. Yüzünüze sürüyorsunuz, kuruyor ve sonra suyla yıkıyorsunuz. İçerisinde hassas ciltler için faydalı olan aloe vera ve gül suyu gibi şeyler var. Bu ürün cildimde Bioderma gibi bir etki yaratmasa da verdiği hissi sevdim. Biterse tekrar alma gibi bir durumum olmaz sanırım çünkü Türkiye'de satılmıyor ve ulaşması oldukça zor bir marka.  


Nemlendirme: Herhalde en çok zorlandığım şeylerden biri de cildime uygun bir nemlendirici bulmak oldu. Aldığım ürünler ya hiç etki etmedi ya da yapış yapış yaptı yüzümü. Dediğim gibi kuru ve nemsiz arasındaki farkı iyi bilmek gerekiyor. Cildinizi kuru zannedip ona göre ürün alıp yok yere yağa bulamanız olası. Bundan önce en severek kullandığım ürün Bioderma Sensibio Light kremiydi. Kışın hem hava şartlarından hem de evde bulunduğum süreçte ısıtıcıların  havayı kurutmasından daha etkili bir ürün arayışına girdim. Kiehl's Ultra Facial Cream'i aslında kısa sayılabilecek bir süredir kullanıyorum. Şimdilik oldukça memnunum. Geçtiğimiz günlerde İstanbul'daki kar fırtsınasında da test etme imkanım oldu. Eve geldiğimde cildim hala yumuşaktı. Üzerinde 'hydrating formula' yazıyor. Dolayısıyla kurudan ziyade nemsiz ciltler için iyi olabileceğini düşünüyorum. Ben denemek için küçük boyunu almıştım. Memnun kalmaya devam edersem büyük boyunu da alırım muhtemelen. Tek sevmediğim özelliği kavanozda olduğundan tüpteki kremlere nazaran daha az hijyenik olması.


Göz çevresi bakımı: En ihmal ettiğim adım bu sanırım. Göz çevremde morluk veya kırışıklık problemim yok pek. O yüzden göz kremi kullanmayı hiç düşünmedim. Ama hem yaşımın ilerlemesi hem de çok yoğun olmasa da her gün göz makyajı yapmam sebebiyle biraz kuruluk hissetmeye başlamıştım. İyi bir nem tutucu olduğunu bildiğimden de hyaluronic asitli bu kremle bir başlangıç yapmaya karar verdim. Mario Badescu Hyaluronic Eye Cream ince yapılı ve biraz da yağlı bir krem. Bence gündüz kullanıma ve makyaj altına hiç uygun değil. Sürünce yapışkan hissi uzunca bir süre devam ediyor. Bu sebeple bu ürünü de akşamları kullanıyorum. Bitirebilir miyim emin değilim çünkü yapısı sebebiyle çok az bir miktar yetiyor. Bitirirsem de tekrar alacağımı sanmıyorum. 


Makyaj temizleme: Bu ürünü bilmeyen yoktur sanırım. Yıllar önce Lisa Eldridge'den duyup almıştım ve o günden beri kaç şişe bitirdiğimi hatırlamıyorum bile. Bioderma H2O Micelle Solution özellikle hassas ciltler için uygun bir temizleyici. Gördüğünüz gibi benimki bitmek üzere. Bitince yine yenisini alırım diye düşünüyorum. Makyaj temizleme konusunda benim için yeterli ancak ne kadar olursa olsun ardından mutlaka cildimi tekrar temizliyorum. Yani benim için sadece bir ön temizleyici. 


Termal su: Termal su kavramı da benim için çok yeni. Hala da ne iş yaradığını çok çözmüş değilim. Ama özellikle yazın yüzüme sıktığımda rahatlatıcı etkisini seviyorum. Avène Thermal Spring Water'ın bu küçük versiyonunu bazen çantamda da taşıyorum. Özellikle hassas ciltleri rahatlattığı söyleniyor. Ben çok mucize bir etkisini görmedim. Önümüzdeki yaz daha sık kullanıp gözlemlemeyi düşünüyorum. 

Cilt bakımımda kullandığım bütün ürünler bunlar değil tabi. Bunlar daha çok kuru, nemsiz ve hassas ciltler için uygun olabileceğini düşündüklerim. Dediğim gibi hala kesin bir rutin belirlemiş değilim. Hala eksiklerim var (güneş kremi gibi). Bunların dışında daha genel kullanılabilecek ürünlerin olduğu ikinci bir kısmı da belki ileride yazabilirim.

Ürünlerin bir çoğu eczanelerden veya bahsettiğim mağazalardan kolayca ulaşılabilir. Tekrar belirtmek istiyorum ki ben bir cilt bakım uzmanı değilim, sadece ilgi alanım olduğundan araştırıyorum. Cildiniz ciddi anlamda problemliyse bir uzmana danışmanız en doğrusu olacaktır.

Sevgiler.