22 Mart 2017 Çarşamba

Bir Cilt Bakımı Hikayesi

Cilt bakımına ilgim yeni değil. Ancak son zamanlarda bu konu benim için tam bir bağımlılık haline geldi. Cilt bakımına ortalamadan biraz fazla ilgili olan her insan gibi SLS, asit, alkol gibi içeriklerle ilgili az çok bir fikrim olduğundan kendimi yeterli görüyordum. Ta ki The Ordinary markasıyla tanışana kadar.


Öncelikle bu yazının The Ordinary övgüsü ya da deneyimleri olmadığını söylemem gerek. The Ordinary ile tanışmam bir derya olan cilt bakımı kültürüne ilk adımı atmama sebep oldu sadece. Öncesinde de dediğim gibi AHA, BHA vs. gibi konularda biraz bilgim vardı. Ancak Niacinamide? Alpha Arbutin? Hayatımda ilk kez duyduğum terimler! Ben az da olsa bir şeyler biliyorum diye düşünürken araştırdıkça içine çekildiğim cilt bakım blogları, videoları acı gerçeği yüzüme vuruyordu: You know nothing Jon Snow! 

Birçok insan gibi ergenliğinde market markalarının genellikle sivilceli ciltler için çıkardığını iddia ettiği "genç" serileri kullanmış biri olarak (ki neredeyse 30 yaşına geldim ve hayatım boyunca ciddi bir sivilce problemi yaşamadım, aksine cildim hep kuruydu) bugün cilt bakımında biraz daha bilinçli davranmak, yer yüzündeki her bilgiye aç bir insan olarak da yeni şeyler öğrenmek şimdilik hoşuma gidiyor. Tek korkum bunca şey bana fazla mı? Çünkü ben cildiyle ilgili çok da problemi olmayan bir insanım. Makyajsız dışarı çıkmaktan çekinmiyorum, yaşlanmakla ilgili bir problemim yok aksine son birkaç yılda saçımda çıkan beyazlarım ve bazı ufak tefek mimik çizgilerim hoşuma bile gidiyor. 

Şimdilik bu serüvenin başındayım. Benim için iyi mi oldu kötü mü oldu kestiremiyorum. Sanırım bu süreci yaşayarak öğreneceğim. Bu yazıyı yazmadan önce Reddit'te cilt bakımı yazıları arasında hayata dair en büyük sırları öğrenmişim gibi başım dönerken kendi kendime düşündüm. Benim cildime hangi içerikler iyi gelir? Asya cilt bakımına mı yönelmeli yoksa Fransızlar bu işi çözmüş mü? Bunca şeyin içine gerçekten dahil olmak istiyor muyum? Şu an için heyecanım devam ediyor ancak nihai amacım kesinlikle cildime iyi gelen şeyleri bulup yoluma yüzlerce ürün içinde boğulmadan belli başlı temel ürünlerle 'standart bir insan' gibi devam etmek. Yoksa şu an internetten PH test kağıtları sipariş eden ve cilt bakım rutini için Excel tablosu yapan biri olarak gidişatım hiç iyi değil gibi.

18 Eylül 2016 Pazar

NYX Full Throttle Lipstick - Locked

NYX Bağdat Caddesi'nde mağaza açtığından beri gidip denemek istediğim birçok ürünü vardı. Full Throttle rujları da onlardan biriydi. Geçtiğimiz günlerde mağazaya gidip seride rengini en çok beğendiğim Locked ruju satın aldım.



Vişne çürüğü mat bir ruj almak bir süredir aklımdaydı. Locked tam istediğim gibi güzel bir vişne çürüğü. Yapı olarak da klasik mat rujlardan biraz farklı. H&M'in Lip Colour-To-Go serisindeki mat rujlara benziyor. Yapı olarak jel göz kalemleri gibi olduklarını okumuştum. Gerçekten de sürümü kremsi ve yumuşak. Bir süre sonra sabitlenip kadifemsi bir matlığa ulaşıyor. Dolayısıyla dudakta diğer mat rujlar gibi kupkuru bir görüntüsü de hissi de yok. Yine de bunun mat bir ruj olduğu gerçeğini kabul ederek uzun saatler sonunda dudağı kurutabileceğini unutmamak lazım. Sabitlendiği için sürdükten birkaç saat sonra o dudak kenarlarındaki çizgilere ince ince dağılma sorunu da yok ki en sevdiğim özelliği bu oldu. Lip Throttle rujların waterproof özelliği de bulunuyor. Bundan kasıtları eğer bir şeyler içmeye dayanıklı olmasıysa, evet oldukça dayanıklı. Likit mat kalıcı rujlar gibi. Onlar gibi tamamen transferproof değil ancak bardağa vs. bulaşan bir yapısı da yok.



Biçim olarak klasik rujlardan daha ince bir tüpte geliyor. Kapağın üstünde rengini gösteren bir kısım da var. Rujun üst kısmı başlangıçta köşeli, değişik bir biçime sahip ancak birkaç sürümde bu görüntü gidiyor. İlk kullanım için kolaylık sağlasa da uzun vadede pek de işe yarar bir özellik değil.



Son olarak bu rujlar bence klasik ruj kategorisinde piyasadaki en başarılı rujlar. NYX'in diğer serilerinin gölgesinde kalması yazık olmuş. Eğer likit ruj furyası size göre değilse ve onlar kadar kalıcı ruj arıyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. Şu an seride çok fazla renk seçeneği yok ama umarım en kısa zamanda daha fazla renk eklenir.

NYX için genel bir eleştiri de stok sorunu. Almayı düşündüğüm birkaç ürün vardı ancak hiçbirini bulamadım. Mağaza karanlık ve dağınık. Umarım kısa zamanda bu sorunları da çözerler çünkü birçok markada bulunmayan güzel ve uygun fiyatlı ürünleri var.

Bu ürünü NYX mağazasında 21 TL'ye bulabilirsiniz.


5 Ağustos 2016 Cuma

İnceleme | Sleek Matte Me Likit Mat Ruj

Sleek ülkemize yakın zamanda gelen markalardan biri. Dört gözle beklenen ürünlerinden biri de şüphesiz likit mat rujlarıydı. Ben de iflah olmaz bir likit mat ruj hastası olduğumdan iki rengini aldım: Birtdhay Suit ve Fandango Purple.



Ben bunları bir yurt dışı seyahatimde Sephora'dan aldım. Sleek markasının Türkiye'ye geleceğini biliyordum ama Birthday Suit o kadar popülerdi ki bulamam diye panikledim adeta. Tamamen büyük bir gazla aldım yani. Sonuç: hayal kırıklığı. Hala Kat Von D'yi bırakıp bunları aldığıma inanmak istemiyorum. Öyle bir akıl tutulması.

Öncelikle beğendiğim özelliklerinden bahsedecek olursam matlığı tam benim sevdiğim gibi, yapısı kuruyan ve bulaşmayan cinsten. Sürdükten sonra kuruması biraz zaman alıyor ancak bence bu büyük bir problem değil. Hatta avantaj bile sayılabilir çünkü özellikle Fandango Purple sürülürken o kadar çizgi çizgi kalıyor ki hızlı kurusa muhtemelen düzeltme fırsatım olmazdı. Uygulama zorluklarının yanı sıra kalıcılıkları ortalamanın altında. Dudak ortasından yavaş yavaş silinirken pütür pütür oluyor, hatta genel olarak silinirken parça parça çıkıyor. Bir şeyler yiyip içtiğinizde dudaklarınızda o pütürlüğü fazlasıyla hissedebilirsiniz.



Benim aldığım renklerden meşhur Birthday Suit somon-nude arası bir renk. Dudağımda deneseydim pek ilgimi çekmezdi sanırım. Bence o kadar da özelliği olan bir renk değil çünkü. Neden bu kadar abartıldığını anlayamadım. Diğerine kıyasla rengi açık olduğundan dudakta çizgi çizgi durma sorunu bunda pek yok neyse ki. Fandango Purple ise magenta-fuşya gibi bir renge sahip. Böyle güzel bir rengin bu kadar kötü bir yapıya sahip olması beni gerçekten üzüyor. Favorilerimden olabilirdi.

Kısacası piyasada kolayca bulabileceğiniz daha güzel alternatifler var. Sleek'in avantajı farklı ve güzel renklere sahip olması. Eğer bunları denememiş olsaydım yeni serideki renklerinden birkaç tanesini daha alırdım.

"Ne olursa olsun ben rengini çok beğendim, uğraşırım." diyorsanız bu ürünü Gratis'lerde bulabilirsiniz.

3 Ağustos 2016 Çarşamba

2016 Temmuz Favorileri

2016'nın ilk favoriler yazısı bu zamana kısmetmiş. Aslında bu ay diğer aylara kıyasla epey az ürün kullandığımı fark ettim ama ufak da olsa neleri sevdiğimi paylaşmak istedim.

Yaz gelince çoğu insan gibi bana da makyaj yapmak zor geliyor. Hele ki cilt ürünü kullanmaya elim hiç gitmiyor. Yazlık makyaj rutinim genellikle kaşlarımı doldurma, ruj ve bazen de allıkla bitiyor. Zaman zaman bu üçlüye bir de maskara eşlik ediyor.



Kiko birkaç ay önce Türkiye'de açılmasına rağmen ben birkaç hafta önce gitme fırsatı buldum. Daha önce renkli maskarasını kullanmıştım ancak diğer maskaralarına pek bakmamıştım. Çok fazla çeşit var ve neredeyse hepsine bayıldım. Fırçasını, daha önce kullanıp çok beğendiğim Make Up Forever Smoky Extravagant maskaranın fırçasına çok benzettiğimden Kiko Volumeyes Active maskarasını almaya karar verdim. Kirpiklerimi yapıştırmadan belirginleştirdi. Denediğim diğer Kiko maskaraların da çok başarılı olduğunu düşünüyorum. Bundan sonra birkaç maskarasını daha denerim muhtemelen.

Ruj tazelemek benim yapmayı hep atladığım bir işlem. Belki de bu yüzden likit mat rujlara bu kadar düşkünüm. Onlar kadar belirgin olmasın ama dudaklarımda hafif doğal da bir renk olsun, tazelemekle de uğraşmayayım dediğim zamanlarda lip stainler en büyük yardımcım. Sephora'nın son indiriminde aldığım Sephora Lip Infusion Lip Stain-10 Red Essence aldığımdan beri elimden düşürmediğim bir ürün oldu. Yapısı yarı saydam biraz gloss gibi ancak dudağınızda durdukça o parlaklık gidiyor ve rengi kalıyor.

Makyaj yapmayı azalttım ancak cilt bakımını abarttım. Şu sıralar uzun zamanadır olmadığı kadar düzenli cilt bakımı yapıyorum ve deli gibi yeni ürünler araştırıyorum. Origins Out of Trouble maske aslında aklımda olmayan bir üründü. Clear Improvement ve Drink Up Intensive maskelerinden birini denemek isteyip karar veremeyince bunun da içinde bulunduğu üçlü küçük boy bir set bulup almaya karar verdim. Diğerlerini henüz denemesem de bu maskeye bayıldım. Ara sıra çıkan ufak sivilcelerim, kızarıklıklarım ciddi şekilde azaldı. Makyajsız gezebilmemi biraz da buna borçlu olduğumu düşünüyorum.

Geçtiğimiz günlerde Instagram'da duşta kullandığım ürünleri paylaşmıştım. H&M Revelation duş yağından da detaylı şekilde bahsedeceğimi söylemiştim. Belki bu ürünle ilgili nihai fikrimin oluşması için bacaklarımın kuruluktan en çok muzdarip olduğu kış aylarını beklemem gerek ama şu anda bile farkı görebiliyorum. İçerisinde cildi nemlendirmeye yönelik birçok yağ mevcut ve suyla temas ettiğinde beyaz kremsi bir yapıya dönüşüyor. Duştan sonra gerçekten de vücudum yumuşacık oluyor. Kokusu da çok kalıcı.

Bu yaz her yer, her şey "pembe" diye bağırmıyor mu? Ben soluk pembeyi hep sevmişimdir ama ojede yıllardır hiç tercih etmediğim bir renkti pembe. Bu yaz bunu değiştirmeye karar verdim ve H&M Chalky Pink ojeyi aldım. Aklımdaki pembe değildi ama sürdüğümde trnaklarımdaki duruşuna bayıldım. Soluk ve yumuşak bir tonu var. Normalde ayaklarıma sürdüğüm belli başlı iki üç renk vardır ama yazın başından beri bunun haricinde bir şey sürmedim henüz. H&M ojeleri genel olarak da şu an piyasada bulabileceğiniz en güzel ojeler bence.

Son olarak kozmetik dışı bir favorimden bahsetmek istiyorum. Şu sıralar Youtube'da keyifle izleyebileceğim yeni kanallar arayışındayım. Hep belli başlı şeyler izleyince tekrara sarıyor artık. Bahsedeceğim kanal: StyleLikeU Bir süredir aboneydim ve birkaç videolarını izlemiştim. Geçtiğimiz haftalarda The What's Underneath Project serilerinin çoğunu izledim ve çok sevdim. Eğer siz de makyaj kanalları haricinde farklı bir şeyler izlemek isterseniz göz atmanızı tavsiye ederim.

31 Temmuz 2016 Pazar

İlk İzlenim | Colourpop Bae Far

Geçtiğimiz günlerde Instagram hesabımdan son Colourpop alışverişimi paylaşmıştım. Bu seferki alışverişimde likit rujların yanında çok övülen farlarından da denemek için bir tane aldım. Artık eskisi kadar çok far kullanmıyorum. Elimde de çoğunlukla doğal tonlar olunca değişik bir renk tercih etmek istedim. Hem Temptalia'da en iyi Colourpop farları arasında 1. sırada olması hem de kullanamayacağım kadar uçuk bir renk olmaması sebebiyle de Bae rengine karar verdim.



Öncelikle Colourpop farlarını denediyseniz veya yorumlarını gördüyseniz yapılarının 'farklı' olduğunu biliyorsunuzdur. Kremden toza dönüşen bir yapıdan bahsediliyor. Kişisel deneyimime dayanarak söylemeliyim ki bunlar bildiğiniz krem far. Oldukça yumuşaklar ama bu yumuşaklık kremsi toz far yumuşaklığı değil kesinlikle. Kullandığım diğer krem farlarla kıyaslayacak olursam MAC paint pot veya Benefit krem farları gibi bir kremsilik de yok aslında. Ben yapısını en çok Kiko'nun krem farlarına benzettim.



Yapılarının bu şekilde kremsi olması da uygulama şeklini değiştiriyor elbette. Kendi aldığım renk için konuşmam gerekirse standart far/karıştırma fırçası tarzda bir fırçayla uygulamak neredeyse imkansız. En başarılı sonucu sentetik, düz ve sert yapılı bir fırçayla veya parmaklarımla uygulayarak aldım.



Bae içerisinde turkuaz ışıltılar olan morumsu bir bordo. Bu farı tercih etmemdeki diğer bir sebep de her yerde çok hoş duochrome efektinden bahsediliyor olmasıydı. Şimdi burada Colourpop hakkındaki bütün yorumları çürütmeye çalışmayacağım ancak bu far tam olarak duochrome da değil. Bence bunun en büyük sebebi bu farın sedefli değil simli olması. Daha önce MAC Club gibi bir far denediyseniz ve aynı etkiyi bundan beklerseniz hayal kırıklığı yaşamanız olası. Işığa göre rengi değişiyor ancak ben tam olarak beklediğim duochrome efektini gördüğümü söyleyemeyeceğim. Sanki bordo bir far üzerine turkuaz yansımalı bir sim sürülmüş gibi daha çok. Bu etkiyi de almak için bahsettiğim şekilde sert bir fırçayla veya parmaklarla uygulamak gerekiyor, yoksa yalnızca bordo bir far ve içerisinde ufak tefek birkaç turkuaz ışıltı elde ediyorsunuz. Işıltıları daha belirgin olsun diye ıslattığım bir far fırçasıyla da denedim, çok fark yaratmadı. Bu farı uygulayacaksanız bahsettiğim gibi bir fırçayla veya parmaklarla hafifçe bastırarak uygulamak en iyisi. Farı sürüklediğiniz anda simleri gidiyor çünkü. Dolayısıyla gözün katlanma bölgesinde bu farı tam performansla uygulamak ve dağıtmak da çok zor.




Son yorumuma gelecek olursak Bae gayet güzel bir far. Rengi farklı. Yine de denemiş olsam muhtemelen almazdım. Ben farı parmaklarımla uygulamayı seven biri değilim. Belki de bu sebeple bana güzelliği verdiği zahmete değmezmiş gibi geldi. Yine de rengini çok beğendiyseniz ve uygulamadaki zorluklarını göze alıyorsanız deneyebilirsiniz.